Zafer Partisi heyetine engel: Yunanistan’a alınmadılar

Haber gorseli

BARAN YALÇIN / ÖZEL HABER YENİÇAĞ

Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Sadık Ahmet, şüpheli bir trafik kazası sonrası hayatını kaybedişinin 31. yıl dönümünde Gümülcine’deki mezarı başında dualarla anıldı. Lozan Barış Antlaşması’nın imza yıl dönümü olan 24 Temmuz’a denk gelen anma törenine Türkiye’den üst düzey yetkililer, siyasi parti temsilcileri ve merhum liderin sevenleri katıldı.

‘YUNANİSTAN’A SOKULMADI’

Fakat törene katılmak üzere Yunanistan’a gitmek isteyen Zafer Partisi heyeti, sınır kapısında skandal bir engellemeyle karşılaştı. Heyette yer alan Çanakkale İl Başkanı Ahmet Uslu’nun geçişine izin verilirken, Zafer Partisi Balkanlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu sınır kapısından geri çevrildi. Yaşanan skandaldan sonra Pehlivanoğlu, Yeniçağ Gazetesi’nden gazeteci Baran Yalçın’a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“KAMU DÜZENİNİ BOZMAK” GEREKÇESİYLE “İSTENMEYEN ADAM” İLAN EDİLDİ

Sadık Ahmet’in eşi Işık Ahmet’in özel davetiyle ve Dışişleri Bakanlığına bilgi vererek yola çıktıklarını belirten Özcan Pehlivanoğlu, sınır kapısında bir saatlik bekletmenin ardından kendisine bir belge imzalatıldığını aktardı. Yunan yetkililerin gerekçe olarak “Kamu düzenini bozmak” maddesini öne sürdüğünü belirten Pehlivanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bir kişi kamu düzenini tek başına nasıl bozabilir? Bu durum oldukça tartışmalı. Ancak bu kararın altında yatan asıl nedenler çok farklı. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına karşı çıkmamız, Ege’deki işgal edilen adalar, kıta sahanlığı ve Kıbrıs konularında Yunanistan’ın Türkiye aleyhine yürüttüğü politikaları basın açıklamalarımla sert bir şekilde eleştirmem bu kararda etkili oldu.”

Pehlivanoğlu, kendisiyle birlikte Zafer Partili diğer yöneticilere de daha önce turistik gezilerinde benzer engellemelerin çıkarıldığını vurgulayarak, partinin Batı Trakya Türklerine verdiği güçlü desteğin Atina yönetiminde rahatsızlık yarattığını belirtti.

‘ENGELİN ARKASINDA FENER RUM PATRİKHANESİ OLABİLİR’

Törene Türkiye’den devlet yetkilileri, milletvekilleri ve birçok farklı siyasi partiden temsilcinin sorunsuz katıldığını vurgulayan Pehlivanoğlu, sadece kendisinin engellenmesinin altını çizdi. Giriş yasağının arkasında yatan diplomatik ve dini sebeplere dikkat çeken Pehlivanoğlu, şunları söyledi,

“Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmaması gerektiğini kararlılıkla savunuyoruz. Siyasi parti olarak Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos’un ‘ekümeniklik’ iddiasını kesinlikle reddediyoruz. Benim Yunanistan’a sokulmamamdaki en büyük etkenlerden birinin Bartholomeos’un talepleri olabileceğini değerlendiriyorum. ‘Bu adam bizim aleyhimize çalışıyor, Yunanistan’a sokmayın’ şeklinde bir girişimde bulunmuş olabilir.”


ANKARA VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI

Türkiye’nin Yunan siyasetçilere, din adamlarına veya gazetecilere hiçbir kısıtlama uygulamadığına dikkat çeken Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Türk vatandaşlarının ve bir siyasi parti yöneticisinin bu muameleye maruz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

Yunanistan’ın bu adımının hem Avrupa Birliği kurallarına hem de temel insan haklarına aykırı olduğunu ifade eden Pehlivanoğlu, Dışişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a çağrı yaparak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşına yapılan bu uygulamaya karşı sessiz kalmaması gerektiğinin altını çizdi.

PROF. DR. SADIK AHMET KİMDİR?

Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947’de Gümülcine’ye bağlı Küçük Sirkeli (Agra) köyünde dünyaya geldi ve kendisine Değirmenci lakabıyla tanınan dedesinin ismi verildi. Dedesi Değirmenci Sadık Efendi, Küçük Sirkeli köyünün ileri gelenlerindendir. Sadık Ahmet’in babası, Değirmenci Sadık Efendi’nin Ahmet isimli oğludur. Sadık Ahmet’in baba tarafı aslen Gümülcine’nin Değirmendere (Darmeni) köyündendir.

Sadık Ahmet, Yunanistan’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra vuku bulan, 185.000 kişinin hayatını kaybettiği iç savaş (1946-1949) döneminde dünyaya geldi. Bu dönemde Batı Trakya köyleri zaman zaman çetecilerin saldırılarına uğramış, bu saldırılardan Büyük Sirkeli ve Küçük Sirkeli köyleri de nasiplerini almıştı. Çeteciler tarafından dağa kaçırılanlar, hatta öldürülenler olmuştu. Çeteciler tarafından öldürülenlerden biri Küçük Sirkeli köyünden Sadık Ahmet’in yakınıdır. Bu sebeple Türk köylüleri şehirlerdeki yakınlarının ve dostlarının yanına sığınmışlardı. Sadık Ahmet’in ailesi de bir dönem Gümülcine’de bir aile dostlarının evinde kalmıştı. Sadık Ahmet’in babası geçimini çiftçilikle ve köydeki iş yerinde at arabalarına tekerlek yaparak sağlardı.

Sadık Ahmet’in de çocukluğu köyde geçti, bir köy çocuğu olarak ailesine her işinde yardımcı oldu. Sadık Ahmet 1954-1960 dönemindeki Küçük Sirkeli köyündeki ilkokul eğitiminin ardından, 1960 yılında Batı Trakya Türklerinin tek orta öğretim kurumu olan Celal Bayar Ortaokul ve Lisesi’nde eğitim almaya başladı. Söz konusu ortaöğretim kurumu 2 Aralık 1952 tarihinde açılmış olup, Türk-Yunan dostluğunun bir kanıtı olarak okula açılışında da bulunmuş olan Türkiye Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın ismi verilmişti. Okul ilk mezunlarını 2 kız ve 25 erkek olarak 1959 yılında verdi. Bu gençler, yarım asırlık bir aradan sonra liseden mezun olabilen ilk Batı Trakyalı Türk gençleridir. Çünkü Batı Trakya’daki rüştiyeler ve bir mülkî idadî, 1923 öncesinde kapatıldı.

Lise öğrencisi olduğu yıllarda Sadık Ahmet’in yazmaya da ilgi gösterdiği anlaşılıyor. Lise ikinci sınıf öğrencisi iken Batı Trakya Türklerine ait yerel bir gazete olan Akın’daki “Gençliğin Köşesinde” iki yazısı yayınlandı. Bu yazıların başlıkları “Batıl İnanışlar” ve “Müslümanlık ve Türklük”tür. Lise üçüncü sınıfa geçtiğinde aynı gazete Sadık Ahmet’in “Beklenen Güneş” ve “Kültür Merkezi” isimli yazılarını da yayımladı. Bu yazılardan Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerine dair bir takım mevzulara kafa yorduğu anlaşılır.

Liseden 1966 yılındaki mezuniyetinin ardından Sadık Ahmet, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırır ve Ankara’da bulunduğu dönemde Cebeci Öğrenci Yurdunda kalır. Ancak Ankara Üniversitesi’ndeki bir yılın ardından Selanik Aristoteles Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırır ve 1974’te tıp doktoru olarak mezun olur. Dikkat edilecek olursa Sadık Ahmet’in Selanik’teki üniversite öğrenciliği Yunanistan’ın “Albaylar Cuntası” dönemine denk gelir. Cunta idaresinin söz konusu olduğu bu dönemde Batı Trakya Türklerinden on altı erkek öğrenci Selanik’te üniversiteye devam eder. Önceki bölümlerde anlatıldığı gibi 1967-1974 Albaylar Cuntası döneminde Batı Trakya Türklerine uygulanan baskılar artar.

SADIK AHMET’İN ÖLÜMÜ

24 Temmuz 1995’te Lozan Antlaşması’nın 72. yıldönümünde, Gümülcine şehrine bağlı Susurköy (Sostis) köyünün dışında şüpheli bir trafik kazası ile hayatını kaybetti. Türkiye’de, özellikle Trakya bölgesinde, birçok okul, yol ve park onun adını taşımaktadır.

yok

Author: Yusuf Aydın